EVRİM TEORİSİNİ
ÇÜRÜTEN...

KİTAPLAR
MAKALELER
FİLMLER
SİTELER...

... SERİSİ


Harun Yahya'nın Dünya Çapında Olay Yaratan "Yaratılış Atlası" İsimli Eserini Buradan Okuyabilirsiniz.



Bu site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.
Harun Yahya'nın çeşitli konularda yazılmış 200'ü aşkın eserinin tam metinleriyle yeraldığı internet sitesine www.harunyahya.org adresinden ulaşabilirsiniz.


DİĞER SİTELER
YAZAR HAKKINDA

 

 

© 2008 Harun Yahya.
www.evrim-teorisiorganetcevap.org
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.

Darwinizm, İndirgenemez Kompleks Yapılar Karşısında Çıkmazdadır

Bir organizmanın kompleksliği, o organizmanın gelişiminin, tesadüfi etkilerle gelişmeyeceğinin açık bir kanıtıdır. İşte bu nedenle Darwinistler, tüm yaşamı ve canlılığı çok basit açıklama eğiliminde olurlar. Örneğin, ilk hücrenin çamurlu suda tesadüfen oluştuğunu, milyonlarca yıl gerçekleşen şuursuz, rastgele müdahalelerle günümüz medeniyetini meydana getiren insanın var olduğunu iddia ederler. Hiçbir Darwinist yayın, söz konusu iddialarla ilgili detaylı bir izah getiremez, bir delil sunamaz.

Bu basite indirgeme isteği kuşkusuz Darwinizm'in tesadüfleri sahte bir yaratıcı ilah gibi görme eğilimlerinden kaynaklanmaktadır. Bu mantığa göre her şey tesadüflerin eseriyse, her şeyin çok basit oluşmuş olması gerekir. Fakat gerçekler bu şekilde değildir. Darwin'in bir çamurlu su birikintisinde tesadüfen oluştuğunu iddia ettiği ilk hücre, olağanüstü bir komplekslik barındırır ve bu komplekslik içinde var olan hiçbir parça bir diğerinden önce ya da sonra oluşamaz. Dolayısıyla böyle bir sistemin ne tesadüflerle oluşabilecek kadar basit bir yapısı vardır, ne de evrimci iddiaların öne sürdüğü şekilde aşamalarla meydana gelebilir. Bir canlı hücresi, mükemmel bir yapıdır ve bu yapıya yapılacak tek bir rastgele müdahale, hücreyi ortadan kaldırabilir.

Darwinistlerin, hatta Darwin'in konusunu bile etmekten çekindiği, hiçbir Darwinist açıklama ile açıklayamadığı bir üstün yapı da "göz"dür. Bu muhteşem organ, Darwinizm'in canlılığı basit açıklama teorilerine tamamen başkaldırmaktadır. Zaten bu yüzden Darwin, "gözü düşünmek çoğu zaman beni teorimden soğuttu" ifadesini kullanmaktan çekinmemiştir.1 Gerçekten de göz, Darwinistleri büyük hezimete düşüren çok üstün bir organdır. Görüntünün beyinde oluşması, beyinde ışığın görünmesi evrim teorisinin hiçbir alanına girmemektedir. Buna evrimcilerin yapabildikleri veya yapabilecekleri hiçbir açıklama yoktur.
Evrim teorisinin gözle ilgili olarak açıklayamadığı yüzlerce konudan birkaçına aşağıda değinilmiştir:

1. Akıl ve şuur sahibi olmayan göz hücrelerinin, vücudun diğer hücrelerinden farklı olarak görüntü oluşturmaya kendi kendilerine karar vermeleri mümkün değildir.

2. Göz; görüntüyü yorumlamakta, bunu elektrik akımına çevirmekte ve beyne iletmektedir. Gözün ve bu sırada görev alan sayısız sinir hücresinin, akımın beyne iletilmesi gerektiğine tesadüfen karar vermeleri imkansızdır.

3. Gözden beyne iletilen şey bir elektrik akımıdır. Vücudun diğer dört duyu organından alınan bilgiler de elektrik akımı şeklinde beyne iletilir. Gözden gelen akımların başka bir şeye değilde, her defasında kusursuz bir görüntüye dönüşmesinin hiçbir hayali evrimsel mekanizma ile açıklanabilmesi mümkün değildir.

4. İki ayrı gözden farklı iki görüntü gelmekte ve bunlar mükemmel bir mekanizma ile birleştirilerek tek bir kusursuz görüntü oluşmaktadır. Bu durum, farklı görüntüleri algılayıp yorumlayan, sonra bunları bir bütüne tamamlayarak bize kusursuz görüntü veren söz konusu yapıların şuurlu hareket ettiklerinin ve kesinlikle tesadüfen meydana gelemeyeceklerinin açıklamasıdırlar.

5. Gelen görüntü göz içerisinde önce tersine çevrilmekte, çeşitli işlemlerin ardından beynin görme merkezinde tekrar düz hale getirilmektedir. Yağ ve proteinlerden oluşmuş bu yapının, görüntüyü önce ters olarak algılayacak, sonra kusursuz ve hatasız bir şekilde düze çevirecek bir yeteğinin olması elbette mümkün olamaz. Böyle bir özelliğin rastgele oluşması imkansızdır.

6. Karşımızdaki renkli dünyanın görüntüsünde hiç bir bulanıklık olmaması, hiç bir kopukluk oluşmaması, görüntünün daima mükemmel bir netlik ve uyuma sahip olması gözün bilinçli olarak yaratılmış mucizevi bir organ olduğunun en açık delillerindendir.

7. Göz hücrelerinin, renkleri hiçbir zaman birbirine karıştırmamalarının, hareketi, arka planı kusursuz olarak algılamalarının kontrolsüz ve şuursuz tesadüfi olaylarla açıklanması imkansızdır.

8. Karşınızdaki kişi sizinle konuşurken gördüğünüz görüntü ile duyduğunuz ses, daima bir uyum içindedir. Ne sesi görüntüden, ne de görüntüyü sesten dakikalar hatta saniyeler sonra algılamazsınız. Oysa ses ve görüntü mesajları, iki farklı organdan gelen farklı iletilerle mümkün olmaktadır. Bu durumda, insanın sahip olduğu söz konusu uyumda bir olağanüstülüğün varlığı açıktır.

9. Görüntüyü gören hücrelerdir. Görüntüyü ileten hücrelerdir. Görüntüyü beyinde algılayan yine hücrelerdir. Bu hücrelerin bulunduğu ortam, yani kafatasının içi zifiri karanlıktır. Kapkaranlık bir kutunun içinde rengarenk, hareketli ve 3 boyutlu bir dünyanın rastgele oluşması mümkün değildir.

10. Hiçbir kamera, hiçbir fotoğraf makinesi, hiçbir televizyon, gözün meydana getirdiği görüntünün bir benzerini oluşturamamakta, onun oluşturduğu kusursuzluğu yakalayamamaktadır. 21. yüzyıl teknolojisi ile taklit edilemeyen bu yapı açıkça bir şuurun, bilinçli bir tasarımın ürünüdür.

11. Görüntüyü tanıyanın, onu hafızadaki saklı görüntülerle karşılaştıranın, yorumlayanın, hissedenin, görüntüyü hatırlayanın yağ ve proteinlerden oluşan hücreler olması imkansızdır. Bir insanın gördüğü görüntüyü yorumlayabilme yeteneğinin olması, onun ruh sahibi bir varlık olduğunun delilidir. Ruhun varlığının tesadüflerle açıklanabilmesi imkansızdır.

Gözle ilgili olarak saydığımız bu özelliklerin hiçbirinin tesadüflerle açıklanabilmesi mümkün değildir. Göze ait hiçbir parça, algılayabilme ve yorumlayabilme özelliklerine sahip olamaz. Hiçbir hücrenin tek başına karar verme, verdiği kararı uygulayabilme, iş bölümü yapabilme, dolayısıyla şuurlu davranabilme gibi bir özelliği olamaz. Evrim teorisinin, her parçası başlıbaşına şuurlu davranan bu organın özellikleri ile ilgili olarak getirebileceği hiçbir açıklama yoktur.

Darwinist yayınların, bu ve buna benzer olağanüstü yapılar hakkında yapmaya çalıştıkları açıklamalar, bu üstün tasarımları basite indirgeme çabaları, yalnızca çaresizliğin yansımasıdır. Söz konusu Darwinist yayınlar, Darwinizm'in çöküşünün getirdiği ezilmişliğin ve perişan edilmişliğin etkisiyle ortaya çıkmakta ve bilimsel olarak kanıtlanmış delilleri susturmaya çabalamaktadır. Oysa bu beyhude çaba, materyalistler ve Darwinistler açısından durumun vehametini açıkça göstermektedir. Onlar, Darwinizm'in ölüm ilanını görmüşler ve bunu bütün dünyanın gördüğünü de anlamışlardır. Söz konusu yayınlar, Darwinizm'in çöküşünü ispat eden delillere karşı yapılan açıklamalarla, Darwinizm aldatmacasının sona erişini, küçük düşmüşlüğünü adeta itiraf etmektedirler.

Elbette bu beklenen bir sonuçtur. Çünkü Allah'ın yüce eserleri karşısında, akla ve mantığa aykırı böylesine sahte bir teorinin ayakta kalma gücü kuşkusuz ki yoktur.


1 Norman Macbeth. Darwin Retried: An Appeal to Reason. Boston, Gambit, 1971. s. 101)